Ana sayfa

Favorilerinize ekleyin

Açılış sayfanız yapın

Kapsam

İşsizlik Fonu

İletişim      

Kategoriler
  - ABD (34)
  - Atatürk (33)
  - Askeriye (11)
  - Aşk & Sevgi (107)
  - Avrupa Birliği (4)
  - Demokrasi (17)
  - Eğitim (37)
  - Eğlence (16)
  - Emekli (8)
  - Fıkralar (75)
  - Genel (82)
  - Hikayeler (104)
  - Web Sitenizi Tanıtın (4)
  - İtiraf ediyorum (7)
  - İslam dünyası (30)
  - İşçi (4)
  - İş arayan (7)
  - İş veren (17)
  - Memur (1)
  - Müzik (24)
  - Moda (9)
  - Sanat (12)
  - Sağlık (89)
  - Siyaset (45)
  - Siyasi Partiler (14)
  - Spor (28)
  - Şiir (159)
  - Şikayet Ediyorum (6)
  - Tarih (79)
  - Televizyon (11)
  - Terör (5)
  - Teknoloji dünyası (15)
  - Turizm (5)
  - Tüketici (9)
  - Üretici (5)
  - Yeteneğiniz var mı? (1)
  - İşsizlik Sigortası (2)

Arama
Aranacak keilmeyi giriniz



En Çok Okunan 10
  - demokrasi nedir (5806)
  - Atatürk'ün Vatan Sevgisi Ve Milli Mücadele Anlayışı (1717)
  - 5D Turkguard alarm sistemleri (1549)
  - Hayat Televizyonu (1222)
  - Sanatçı kime denir, kimdir Sanatçı? (942)
  - Fuzuli'nin Hayatı (774)
  - SİTENİZİ TANITIN (773)
  - SAİT FAİK ABASIYANIK hayatı eserleri (734)
  - VİDEO (678)
  - Avrupa Birliğinde 301 endişesi (664)

En Son Eklenen 10
  - İşsizlik Sigortası (156)
  - İşsizlik Sigortası (74)
  - Sana İnat Yaşayacağım Bu Hayatı (51)
  - Aşık Olmadan Önce Düşün (58)
  - Sesli Şiir - Anladım (48)
  - [Video] Matrix Karate (60)
  - of of (63)
  - neden bizi sömürüyorsunuz (58)
  - Annem (62)
  - KANSER İLACI-- İHTİYACI OLAN BİRİ OLABİLİR (64)

Linkler
  - TC Kimlik numaranızı öğrenin
  - TC Vergi numaranızı öğrenin
  - Taşıt verginizi öğrenin
  - Emniyet Hizmetleri
  - Ticaret Bankası
  - Bilgi Deposu
  - Google
  - Herbalizm
  - Bitkisel uzman
  - Doktor herbalist

Günlük Burç
    GÜNLÜK  GAZETELER

 


 
Dünya'nın Sonu - Karayip Korsanları 3

Dünya'nın Sonu - Karayip Korsanları 3


 

 
SAİR OLMAK İÇİN ONU OKUMAK LAZIM
Şair olmak için Nazım Hikmet’i okumak lazım...

Bu gün Nazım hikmet’i yazmak istiyorum
Nazım Hikmet nerde doğdu
Neden vatan haini seçildi?
Hayat biyografisini yazacağım,
Nazım hikmet çok değerli şairlerimizden biridir. Bunu yazma sebebim bu
günlerde herkes şair olmuş gidiyor. Dün bir duyum aldım güldüm ama sonradan
çok üzüldüm.
Şimdi millet 3 dakikada şiir yazıyor. Artık şairlikte bitti
- Abi bana şiir yazarmısın? dersen hemen;
Otur kime yazacaksın söyle ona göre itafen yazayım
Sipariş şiir yani, alo şiir hattı çıkar yakında. Bunu yapan insan herhalde
bir Nazım’ı bir Atilla İlhan’ı okumamış bir insandır. Gerçi bu insanlar ne
Nazım’ı nede Atilla İlhan’ı beğeniyorlar. Resmen komünistçe bir şiir olmamış
diye söyleyenlerde var.
Şimdi bir iki tanesinin şiirini yazarım ama gururları kırılmasın diye
yazmıyorum


 

 
Felsefi Düşünce Ve özellikleri
En genel anlamı içinde, soru sormanın sonucu olan ve insanla, insan yaşamıyla ilgili problemlere karşı ilginin gelişmesiyle başlayan düşünce türü.

Buna göre, felsefe zor ve çözülemeyen yaşam problemleriyle karşılaşmaktan, bu problemlerle uğraşmaktan korkmayan bir yaklaşım, düşünsel bir tavır olmak durumundadır. Felsefe insan yaşamının anlamıyla, varlık, bilgi ve değerle ilgili sorulara bir yanıt getirmeye, bu konularda ortaya çıkan problemleri çözümlemeye çalışırken, işe sıfırdan başlamayıp, belli bir bilgi birikimine sahip olunduğunu varsayarak çözüm getirmeye çalışır. Çünkü insanların yaşamlarında neyin önemli olduğunu değerlendirebilmeleri için, hayatla ilgili bazı deneyimlere sahip olmaları gerekir. Demek ki, felsefe insan yaşamının anlamıyla ilgili sorulara yanıt verirken, başka bilgi türleri tarafından sağlanan bilgilerden yararlanarak, genel, bütüncül ve kuşatıcı yanıtlar getirmeye çalışır.

 

 
"Türkiye' De Müzik Ve Aydınlanma"

Sevgili Dostlarım,

     Cumhuriyet Dönemi 1923- 1940 yillari içinde olusturmaya çalisilan kültür ve müzik politikalarinda örnek alinan “ Türk Besleri “ ekolüyle öncülügü yapilmak istenen hamle denemeleri ülkemizin ilk deneysel kimlik arayisinda büyük bir adimi atmaya çalisirken , batinin Rönesans serüveni bir çok yapilmak istenen sanat tarihi evriminin çikisi olmasi bizde de büyük bir arayisin kapisinin zorlanmasi gerektigini düsündürmüstür. Iste dünyanin kendi reformlarina uzak kalmayalim diye örnek alinan bati modeli bestecilerini Fransa'ya, Avusturya'ya gönderme telasiyla yola çikar.Bati müziginin birikimlerini almaya giden sanatçilarimiz o formülü denemek adina iki kusak yetistirdi. Bunlarin birincisi taklitçi tarzi getirdigi için ikinci kusagi da etkilediler. Yarattiklari kompozisyonlar Türk müzigi ve Türk halk müziginin genel formasyonunu çözmeden ve kendi yorumlarini yaratmadigi için taklit olmanin ötesine geçemedi. Örnegin ; Cemal Resit Rey'in Fransa da yaptigi 12 chanson (sarki) orada kabul görürken ülkemizde kabul görmez. Senfonik türkü kompozisyon denemeleri bir türlü halka ulasamaz. Bugün geçmise baktigimizda bu anektodun bize hatirlattigi çok sey var. Birincisi kendi müzikal kimligimizi kendi dokularimizla ve enstrümanlarimiza hakim olarak yani metotlarini yazarak bir yeni kimlik kazana biliriz. Müzik biliminin ana dili Italyan'cadir. Sarki söyleme tekniklerini dünyaya bosuna kabul ettiren Onlar olamazdi. Dünya konservatuarlarinda o teknik ögretiliyor. Müzik endüstrisinin dünyada hakim olmasi hep bu yüzdendir. Gelelim bizim kaynaklarimiza bu kadar zengin ritimleri ,danslari , ve ozanlari dolup tasmis ama kimsenin eli degmemis , anlasilmamistir. (Veya bu konu ile ilgilenen çok az kiymetli sanatçi yeterince anlasilip deger görmemistir.)

Fakat , Ünlü Macar Besteci ‘Bela Bartok' ülkemize sempati duyan bir dahi olarak gelir . Ayni zamanda ülkemizde türkülerin notaya aktarilmasini saglar. Ama ona karsi yapilan bir haksizlikla yurdumuzu terk eder. Onun koydugu çalismalar bazi besteciler tarafindan anlasilsa da kendi özgünlügümüzü yakalayan bestecilerimiz olacakti. Türk müziginin yeni sesi, yeni müzikal formunu olusturma çabasi geçen 70 yilda ilginç bir noktaya geldi.

1940'lardan – 1970'lerin sonuna kadar ülkemizde güzel bir gelisme yasanmistir:Yaklasik 130 tane orkestra kurulur. Bunlar kendi müzik tarzimizin ne olmasi gerektigini deneyen müzisyenlerimizin adimlariydi. Bugün orkestralardan bahsedemiyoruz !

Yakin tarihimiz açisinda 1978 yilinda Türk Musikisi Devlet Konservatuarinin kurulusuyla bütün çözülmesi gereken müzikal arayislarimiz için bir adim atilir .Bu okul yasadigimiz günlerin pop star körlesmelerinin neden devam ettigine de cevap verilmedigini halen 1940larda yasanan serüvenin problemlerinin sürdügünü gösteriyor.

Sonuç olarak : Daha çok arastirma ve çalisma yapmak için ‘enstitüler' açilmali ve kaynaklar ayrilmalidir. Gerçek müzik kimligi ve tarihi bu sanatçilara desteklemek ve sahip çikmakla , yasarken deger verilmelidir. Türkiye'nin müzik adamlarina ya Amerikalilar yada Batililar sahip çikiyor. Bunun örnekleri bir çok insanimizda bilir. Asil tehlike ve aydinlanmanin önündeki engel beyinlerini kaybeden bir ulus olmamizdir . Geride kalan bütün meseleler çözülebilir. Yeni bestecilerini, yeni müzisyenlerini koruyan bir yasayla ve kurumla ucuzlastirilan müzik gelenegimizin ayaklar altina alinmasina izin vermemek üzerimize düsen bir vatan borcudur. Ya kültürümüzü yasatacagiz yada onlari yok edenlere alkis tutacagiz!

Anadolu topraklarinin sordugu soru ve aydinlanma cevabi burada gizlidir…….

Hasan Cihat Örter

Uluslararası Müzik Sanatçısı

www.hasancihatorter.net



 

 
Kanada Da Turk Ressamlar

Meslekleri, onlarin çok sevdikleri ülkelerine her yil dönmelerine, özledikleri Anadolu yasamini resimlemeye ve sergilerini sürdürmelerine olanak verdi. 1999 yilinda memleketleri olan Izmir’de Dogan Art Gallery’i açtilar. Izmir’in sanat ve kültür hayatina hizmet eden galeride, bir grup suluboya ressami arkadaslariyla birlikte 2001 yilinda Izmir Suluboyacilar Dernegi’ni kurdular.



 

 
Adını Sen Koy, Dost

ADINI SEN KOY, DOST...

 

Dostun kavgası, sanki benim kavgam

Dostun davası, sanki benim davam

Ve dostum isyanlarda, aslında

Yüzüme ağlayan gözlerle bakıyor

 

 

Ben bakıyorum, gülen gözlerine

Benim davam, onun, artık suretinde

Benim kavgama, isyanlarıma, gülerek bakıyor

Kusursuz dost olmaz, ki dostsuz kalmamak için

 

 

Biliyorum, uzaktan işittiğim bir deve sesi

Sanki ayağına battığı dikene kul

Nedense insanoğlu yüreğimi acıtıyor

Ve nedense bir ümit, elinde diken...

 

 

Batır be dostum, canın sağ olsun

Düşünüyorum da, inan, acıtmaz artık

Tanrı bile kullarına batırmazken

Uzaktan gelen bir dostumun sesini, duyar gibi oluyorum...

 

 

 

12.04.2007                                     Mustafa GÖKÇEK



 

 
İsmail Acar Haberleri
Timur Selçuk, (d. 2 Temmuz 1945 İstanbul). Türk pop müzik yorumcusu, piyanist, ve besteci.

 

Türk sanat müziği bestecisi Münir Nurettin Selçuk'un oğludur. Beş yaşında piyano çalmaya başlamış, yedi yaşında ilk konserini vermiştir. Galatasaray Lisesi mezunudur. Aynı zamanda İstanbul Belediye Konservatuarı piyano bölümüne



 

 
Resim

Selam

Bir anımı anlatayım kendi haline resim yapan biriydim?2 adet resmimi galeriye bıraktım satılsın diye birgün uğradım acaba satıldımı diye!Orada  sanat galerisinin galeride sergilenecek resimleri seçici kurulun başkanı ile karşılaştım sordum? Resimlerimi bana şöyle dedi sen sokak ressamısın sanki sokak köpeği der gibi o gündür bugün resimden soğudum resim yapamaz hale geldim TMS EMLAK ANTALYA 0242 3115151-05353304643-05553993730-05428249422 ANTALYA www.tmsemlak.com



 

 
NASİHAT VE İNSAN OLABİLMEK
Bütün etrafındakiler panik içine düştüğü
Ve bunun sebebini senden bildikleri zaman,
Eğer sen başını dik tutabilir ve sağduyunu kaybetmezsen;
Eğer sana kimse güvenmezken, sen kendine güvenir
Ve onların güvenmemesini de haklı görebilirsen;
Eğer beklemesini bilir ve beklemekten de yorulmazsan,
Veya hakkında yalan söylenir de sen yalanla iş görmezsen,
Ya da senden nefret edilir de kendini nefrete kaptırmazsan,
Bütün bunlarla beraber, ne çok iyi, ne de çok akıllı görünmezsen;
Eğer hayal edebilir de hayallerine esir olmazsan,
Eğer düşünebilip de düşüncelerini amaç edinebilirsen;
Eğer zafer ve yenilgiyle karşılaşır
Ve bu iki hokkabaza aynı şekilde davranabilirsen;
Eğer ağzından çıkan bir gerçeğin, bazı alçaklar tarafından
Ahmaklara tuzak kurmak için değiştirilmesine katlanabilirsen;
Ya da ömrünü verdiğin şeylerin bir gün başına yakıldığını görür
Ve eğilip yıpranmış aletlerle onları yeniden yapabilirsen;
Eğer bütün kazancını bir yığın yapabilir


 

 
İDARECİLİK SANATI
Büyük Amerikan imalat fabrikalarından birinin yönetim kurulu üyeleri
kâr ve zarar hesaplarını incelerken, fabrika müdürünün aylığına takılmışlar
ve
bunu bir hayli indirmek kabil olacağını düşünmüşler. İçlerinden iki kişi
seçerek fabrika müdürü denen bu adamın neler yaptığını bir görmelerini ve
ondan
sonra bu konuda karar verilmesini kabul etmişler.

İki kişilik heyet bir sabah sessizce fabrikaya gitmiş ve fabrika
müdürünün odasına girmiş. Gördükleri manzara şu olmuş:

Fabrika müdürü elinde kahve fincanı, ayakları masanın
üstünde, etrafa halka gülücükler yaymakla meşgul. Masanın üstünde ne bir
dosya, ne bir kağıt hiç bir şey yok.

 

 
Yalnızlığım
Birer birer silinir aklımdan herşey, Sadece kendimle başbaşayım, Ne acıları yaşamak isterim, Ne de sevdaları, Duygusallığım alıp götürür beni, Bir geceyi düşünürüm

 

 
Sanatçı Kime Denir, Kimdir Sanatçı?
Basit anlamda söyleyecek olursak: Sanatçı, sanatı gerçek anlamda özümseyen, önemseyen; sanatı kendi kişiliğinde eriterek, güzel şeylere dönüştüren (dönüştürebilen), \"insan olmak\" bilincini en üst düzeyde tutan (taşıyan), kendini aşan kişidir.

 

<< Geri  [1] İleri >>

 
 

ip adresiniz  

      

Sitemizde 37 kategoride 1124 yazı 77450 defa okunmuştur.   Seda AKARSU 2007

Yazılan yazılardan yazan kişi sorumludur. issizliksigortasi.org yönetimi hiç bir konu ve mesajlardan sorumlu değildir.