Ana sayfa

Favorilerinize ekleyin

Açılış sayfanız yapın

Kapsam

İşsizlik Fonu

İletişim      

Kategoriler
  - ABD (34)
  - Atatürk (33)
  - Askeriye (11)
  - Aşk & Sevgi (107)
  - Avrupa Birliği (4)
  - Demokrasi (17)
  - Eğitim (37)
  - Eğlence (16)
  - Emekli (8)
  - Fıkralar (75)
  - Genel (82)
  - Hikayeler (104)
  - Web Sitenizi Tanıtın (4)
  - İtiraf ediyorum (7)
  - İslam dünyası (30)
  - İşçi (4)
  - İş arayan (7)
  - İş veren (17)
  - Memur (1)
  - Müzik (24)
  - Moda (9)
  - Sanat (12)
  - Sağlık (89)
  - Siyaset (45)
  - Siyasi Partiler (14)
  - Spor (28)
  - Şiir (159)
  - Şikayet Ediyorum (6)
  - Tarih (79)
  - Televizyon (11)
  - Terör (5)
  - Teknoloji dünyası (15)
  - Turizm (5)
  - Tüketici (9)
  - Üretici (5)
  - Yeteneğiniz var mı? (1)
  - İşsizlik Sigortası (2)

Arama
Aranacak keilmeyi giriniz



En Çok Okunan 10
  - demokrasi nedir (5806)
  - Atatürk'ün Vatan Sevgisi Ve Milli Mücadele Anlayışı (1717)
  - 5D Turkguard alarm sistemleri (1549)
  - Hayat Televizyonu (1222)
  - Sanatçı kime denir, kimdir Sanatçı? (942)
  - Fuzuli'nin Hayatı (774)
  - SİTENİZİ TANITIN (773)
  - SAİT FAİK ABASIYANIK hayatı eserleri (734)
  - VİDEO (678)
  - Avrupa Birliğinde 301 endişesi (664)

En Son Eklenen 10
  - İşsizlik Sigortası (156)
  - İşsizlik Sigortası (74)
  - Sana İnat Yaşayacağım Bu Hayatı (51)
  - Aşık Olmadan Önce Düşün (58)
  - Sesli Şiir - Anladım (48)
  - [Video] Matrix Karate (60)
  - of of (63)
  - neden bizi sömürüyorsunuz (58)
  - Annem (62)
  - KANSER İLACI-- İHTİYACI OLAN BİRİ OLABİLİR (64)

Linkler
  - TC Kimlik numaranızı öğrenin
  - TC Vergi numaranızı öğrenin
  - Taşıt verginizi öğrenin
  - Emniyet Hizmetleri
  - Ticaret Bankası
  - Bilgi Deposu
  - Google
  - Herbalizm
  - Bitkisel uzman
  - Doktor herbalist

Günlük Burç
    GÜNLÜK  GAZETELER

 


 
Sana İnat Yaşayacağım Bu Hayatı
Yalnızlıgımı dügümlüyorum şimdi ayağıma.. Çözülmemecesine bağlıyorum.. Sıkıyorum.. Ayaklarım acıyor. Yüreğime benzetiyorum sonra.. Sıktıkça acıyor!

Birbirine dolaşıyor ayaklarım. Düşe kalka yürümeye çalışıyorum. Olmuyor! Düşüyorum da, düştügüm yerden kalkamıyorum aslında.. Gittikçe batıyorum.. Canım acıyor.. Ayaklarım dolanıyor.. Yüreğim susuyor..

Biliyorum.. Hoşuna gidiyor canımı acıtmak.
Biliyorum.. Büyük haz duyuyorsun.
Biliyorum.. Sen duygusuzsun!



Görmüyorum! Duymuyorum! Lanet olasıca.. YOKSUN!!

İsyan etmek istemiyorum artık. Ben böylede yaşayabilirim aslında. Neden olmasınki?!.. Diye düşünüyorum ama.. Sadece düşünmekle yetiniyorum aslında...

Biliyorum.. Yaşamalıyım herşeye inat.
Biliyorum.. Hayat ben varsam var.

 

 
Aşık Olmadan Önce Düşün
Evinin seni içine sığdıramayacak kadar dar olduğunu fark edeceksin
sokağa fırlayacaksın...
Sokaklarda dar gelecek
tıpkı vücudunun yüreğine dar geldiği gibi
ne denizin mavisi açacak içini
ne pırıl pırıl gökyüzü
kendini taşıyamayacak kadar büyüyecek
biryandan da kaybolacak kadar küçüleceksin
birileri sana bir şeyler anlatacak
-önemli olan sağlık''
''yaşamak güzel''
''boş ver her şey unutulur''
gözyaşlarından etrafı göremeyecek hale geleceksin
ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek
az sonra kollarında ölmek isteyecek kadar çok seveceksin
hep ondan bahsetmek isteyeceksin
-ölüme çare bulundu - ya da
''yarın kıyamet kopacak'' deseler
başını kaldırıp ''ne dedin?-
Diye sormayacaksın
yalnız kalmak isteyeceksin hem de karanlıkların arasında kaybolmak
ikisi de yetmeyecek...
Geçmişi düşüneceksin...
Neredeyse dakika...

 

 
Annem
Sende bilirsin, sevdiklerimize onlara karşı neler hissettiğimizi ifade etmekte çoğu zaman hep geç kalırız. Bir zaman sonra, söylenmeyen ya da söylenemeyen her ne varsa, çıkar karşımıza içinde geç kalınmışlıgın derin izlerini taşıyarak.

Ben istiyorum ki! Sen ya da ben yitip gitmeden, bedenlerimizi kara toprağa teslim etmeden ve kurmaya çalışacağım cümleler henüz anlamını yitirmemişken, yüreğimde yanan yiten ne varsa sende bil…

Korkularım var anne, en büyügü sensiz kalmak…

Bazen bir martı gibi hür ve özgürce kanat çırpmak göklerde çığlık atmak istiyorum. Bazense her şeyden vazgeçip soğuk taş duvarlar arasında demir parmaklıklar ardına hapsoluyorum.

Bazı gecelerse bir uçurumun kenarında buluyorum kendimi, arkamda iyisiyle kötüsüyle yaşanmış bir hayat, önümdeyse neler getireceğini bilemediğim bir gelecek… En uç noktada sallanıp duruyorum, karlar yağmaya başlıyor üzerime, kasırgalar kopuyor ve buz tutan yüreğimde geçmiş ve gelecek yerle bir oluyor.

Yaşam ve ölüm arasında gidip gelirken, meltem misali yanaklarımı okşayan sesinle irkiliyorum, dur diyorsun sakın yapma! Ben sana böyle mi öğrettim böyle mi yetiştirdim, ne olursa olsun asla pes etme, her şeye rağmen yaşamak çok güzel, ben yanında olamasam da yüreğim her zaman seninle.

Sen akıl hocam, sen güvendiğim yegâne varlık, sen sırtımı güvenle dayadıgım tek kale, sıgındıgım tek limansın. Yıkılmanı yok olmanı, beni çaresizlik içinde savunmasız bırakmanı istemiyorum. Sen olmazsan rotası belli olmayan bir gemi misali, fırtınalara yenik düşüp oradan oraya sürüklenmekten çok korkuyorum.


 

 
Bir Cümlelik Yerin
 Aşk tarafsızlıgını yitirmişken,
Yamalı yüreğimi iade ediyorum karanlığa..
Heybemde hüzünlerimle gidiyorum.
Olur da bir gün aramak istersen beni,
Bir ömür uzaklıkta zannetme..
Ben sana bir nefes kadar yakın olacağım...
Çünkü ben “ altı harfli “ adında
“ Sana “ yaşıyor olacağım ... ”

Yüreğimden tuza bandırılmış acılarımı elerken yine şehrimin soğuk kaldırımlarına bırakıyorum sensizliği. Sensizim. Senden sonra tüm sokaklar tek adresim. Öznesizim. Senden sonra tüm cinayetlerin tek failiyim. Davasını kaybetmiş sanık gibi boynu bükük cümlelerim.Sanki ayaklarından vuruldu geleceğim..(D)üşüyorum uluorta.. Soğuk kaldırım taşlarının arasına doluyor yol yordam bilmez harflerim..Kan revan içinde mevcudiyetim..Aşk tarafsızlıgını yitirirken ben sensizliğin iktidarında sonumu hazırlıyorum..Eyyubvari susuyorum en yalın halimle.İçi kalabalık “ susmalar biriktiriyorum yüreğimin ipsiz uçurumlarında. Susuyorum olmuyor, konuşuyorum olmuyorum..Güpegündüz vuruluyorum sol yanımdan..Eksiliyorum yüreğinden / siliniyorum cümlelerimden. Yitip gidiyorum sensizliğin paragraf başlarında. Bu aşkın mağlubu ilan edilsem de, nafile..Eksiliyorum cümlelerinden..Siliniyorum adreslerinden...

 

 
Tek Bizim Aşkımız Gerçek
penceremde yağmur sakLadım
Bir gün yitimi uzakta her Şey
Şimdi,
damLaLar
birer dev aynası,
bakınca içinden
göründü
ağaçLar,
damLaLar içinde
yaprakLar gezdirdim,
gökyüzü doLandım,
büyüyen düşLer gördüm,
ufaLan
dünyaLar,
penceremde yağmur sakLadım..

 

 
Her şeyi Birden Bıraktım
Hatıralar hiç silinmiyor.. Hiç silemediğim gözlerin gibi..Yaşadıklarımız an be an aklımda, ne de güzel anlaşıyorduk, ne de çok uyumluyduk..
Bir saray kurmuştuk düşten, masallarda bile olmayan, kurulmuştuk tahtına..
Gözlerin yakıyor, ellerin eritiyordu ellerimi.. Fizik kurallarına isyan ediyordum seninle..
Seni sevdiğimi söylüyordum sen uyurken bile..
Güne seninle başlamak, varolduğunu bilmek ne kadar güzeldi..
Ve birgün bana; 'Bundan sonraki hayatında yokum' dedin..
Gitmiştin.. Ruh yoktu.. Sensizlik bile yoktu.. Bir beden kaldı.. Bomboş oldum.. Yıgıldım öyle hacimsizliğine..
Unutursun dedin, böylesi daha iyi dedin.. Üzülme dedin
Ben sahilde bastıgımız kumlar gibiydim, sen benim denizimdin, aşkımız bir kumdan kale
Bir dalga oldun vurdun.. Her yana dağıldım.. Denizime karıştım.. Nefessiz kaldım..
Şimdi ise boşluğundayım, senli sensizliklerindeyim..
Uyumaya korkuyorum, rüyalarımda hep gidişin..
Uyanmaya korkuyorum, boşluğuna uyandırılıyorum hep..
Saatim yokluğunu özlemin geceye ayarlı..
Canım yanıyor, içim acıyor, gözlerim kanıyor..
Nereye baksam seni görüyorum, hiçbir şey bana tat vermiyor..
Böylesi daha iyi olmuyor..
Sen gittin; kalbimi, umutlarımı, mutluluklarımı da götürdün beraberinde..
Ama kilitli kaldın bende..
Sen gittin; gözlerin kaldı bende..
Umutsuz yaşar mı insan!?


 

 
Benim Kırgınlıgım Aşka...Sen Üstüne Alınma Sakın
Biliyorum konuşacak birşeyimiz kalmadı, paylaşacak hiç birşeyimiz yok.Yine de yüreğimden gücümün yettiği yere kadar sana sesleniyorum, seninle konuşuyorum...Bugün sana olan kırgınlıgımı rafa kaldırdım.,sevgimi aldım avuçlarımın arasına,ona sıgınıyorum...
Cümlelerimi kısalttım hayata karşı hep kısa cümleler kuruyorum bir sen sözkonusu olunca uzayıp gidiyor cümlelerim.Kelimelerim buruk,dudaklarımda istenmeyen eğreti duran gülüşlerim yarım...
Bir ihtimal gelişine sıgındıgımı farkettiysem de engel olamadım gurursuz ama umutlu hasretine...Bugün gönlümü hoş tutmak istiyorum,imkansız olan her rüyaya inanasım geliyor...Bir çocuk gibi isteklerimi bastıramıyorum...Çalmayan telefonuma elim gidiyor.
Sana halen bende olduğunu ısrarla yazmaya çalışıyorum...Bende olan seni, hiç kırmadım,değiştirmedim ve hep korudum desem de, sendeki benin nasıl olduğunu, gülüp gülmediğini anlamsız bir sıkıntıyla merak ediyorum...
İçimdeki güzelliğine inanıp inanmamanı artık umursamıyorum! Üşüyorum, bu üşüme yalnızlıgımdan geliyor ve sarıyor her tarafımı...Tutunabileceğim hiç bir güzellik yok,hatırlamaktan usanmayacağım anılarım dışında...Isınabilmek için onlara sarılıyorum.Anlamsız ve cevapsız sorular hınzırca sırıtıyor,ben görmemeye çalışıyorum...Düşler uzak gibi görünüyordu ama yakındı...Belki de görmeyi istemek gerekiyordu...Gözlerini aç desem kapatacaksın ama kapatma gözlerini!
Kendime bir demet papatya aldım ama bakmadım falıma...Gözlerimi gelişlere verdim, gözlerimdeki hüzün bile seni özlemiş itiraf etti sonunda...Düşüncelerim gururlu,hayallerim ve sevdam değil...Gelseydin kendimi unutup sana koşacaktım, susturacaktım içimdeki isyanı,kavgaların ortasında bir güneş gibi doğup ısıtacaktım yüreğini, sevinçten ağlayacaktım bu defa,mutluyken hemen sarhoş olmuşum gibi dokunacaktım,sarılacaktım. Ama gelmedin,gelemezdin belki de gelmeye de hiç niyetin yoktu aslında...Kendimi kandırdıgımı anladıgımda ağlıyordum...


 

 
Bİr Fotoğraf Yolla

Bir fotoğraf yolla

sırf benim için çektirilmiş

gece saçlarında yıldızlar kaynaşsın

deniz gözlerin yakamoz saçsın

yuva olsun aşk bahçemin gülü

göğsünün güvercinlerine

gidersin çiçeksizliğimi

bahar yeli ellerin

açsın dudaklarındaki karanfillerin

Bir fotoğraf yolla bana

öpücük kondur zarfının puluna.



 

 
ölmeyen Sevgi
Genç adam elinde bir buket çiçek, sahile koşarak geldi...
Gözleri şöyle bir sahilde gezindi, aradıgını göremeyince
ilk gördügü banka oturup sevdiğini beklemeye başladı. Ellerinde
her zamanki çiçeklerden vardı. Sevgilisinin en sevdiği çiçekler bunlardı.
Kırmızı, kıpkırmızı, kan kırmızısı güller... Sanki dalından yeni koparılmış
gibi tazeydiler, buram buram kokuyorlardı, sevgi kokuyor,
aşk kokuyor en önemlisi de özlem ve hasret kokuyordu güller...
Hepsinin üzerinde damlalar vardı. Sanki ağlıyor gibiydiler.
Genç adam güllere baktı, sanki onlarla konuşuyormuş gibi,
"Neden ağlıyorsunuz, bakın ben ne kadar mutluyum" dedi.

Az sonra sevdiğini göreceği için kalbi deli gibi atmaya başlamıştı.
Ne zaman onu düşünse, onunla buluşacağını hayal etse
kalbi aynı böyle yerinden çıkacakmış gibi oluyordu.
Senelerdir birbirlerini sevmelerine rağmen ikiside sevgisinden
hiç bir şey kaybetmemişti.. Onları hiç bir şey ayıramazdı...
Ne hasret, ne ayrılık, ne de ölüm...

Genç adam telaşla saatine baktı. Sevdiği yine geç kalmıştı,
1 dakika geç kalmıştı. Üstelik o, sevdiğini bekletmemek için dakikalarca
önce koşarak geliyor, onu beklemeyi bile seviyordu.
Ama sevdiği her zaman bunu yapıyordu. Devamlı kendisini bekletiyordu.
Herkesin bir kusuru olurmuş diye düşündü...


 

 
Sitemim Sana Değil
“”Gidenin dönmeyeceğini bile bile  insan bekler belki bir gün döner diye..””
“Nereye gitsem yanımda götürüyorum sevgimi ve nefretimi...”
Her sabah yeniden sayıyorum kaç gündür görüşmediğimizi. Rüyalarımda görüyorum
karşılaştıgımız anı, başımı çeviriyorum, bulamıyorum söyleyeceğim kelimeyi...
Nefretimle uykuya dalıp  sevgimle kalkıyorum. Her sabah yeni bir güne başlasam
da, sensiz yeni bir hayata başlayamıyorum...
Sabahları cebime koyup "iyi ki”lerimi, "keşke”lerimi pişmanlıklarımı, çıkıyorum
yola, günün bir saatinde "keşke"lerimi alıyorum, başka bir saatinde "iyi
ki"lerimi yanıma...

 

 
İşin Bitince Beni Severmisin Anne
Anne bağırır :
“Çabuk ol servisi kaçıracaksın!”
Baba kükrer :
“Ne yatmasını biliyorsun, ne kalkmasını!”
Sabahları güneşin doğuşunu bilmez çocuk. Hic aydınlanmadan kalkar içi. Taze bir sabah, bayat bir günün devamıdır çok zaman.
Her sabah adına yuva denen, adına kreş denen o yere bırakılır. Başkalarının annesinde, kendi annesinin hasretini çeker günboyu. Sabahın köründe “benim annem ne zaman gelecek” diye gözyaşları çeker solgun yüzüne dizi dizi.
Akşam ne uzundur. Yuva nice gürültülü. Sevgilerini konuşurlar efkarlı saatlerde.
“Benim babam beni çok seviyor.”“Hayır, benim babam beni daha çok seviyor.”
“Hadi ordan, beni hem babam hem annem daha çok seviyor.”
Başkalarının babası kendi çocuklarını çok severse, sanki kendi babalarının sevgisi azalacakmış gibi kavga ederler. En çok sevilen olmaktır tutkuları.
Her pazartesi ne kadar sevildiklerinin ispatını yapmaya koyulurlar.

“Benim babam beni hamburger yemeye götürdü.”
Biz hem hamburger yemeye gittik, hem de luna parka gittik.”
“N’apalım. Benim annem beni sinemaya götürdü. Arslan Kral filminde ağladık annemle birlikte.”
“Kızlar ağlar zaten. Ağlamanın neresi eğlenceli?”
“Biz babamla maç ettiğimiz zaman çok eğleniyoruz.”
“Benim babam benimle değil, arkadaşlarıyla maç etmeye gidiyor.”
“Bak demek ki benim babam beni daha çok seviyor. Bi kere biz ikimiz, yani babamla ben, maç ediyoruz.”Pazartesileri hep böyle geçer.

 

 
SEN HİÇ BİLMEDİN AMA BEN HEP SEVDİM SENİ
Sen hiç bilmedin ama,
ben hep sevdim seni...
Gülümsediğinde,
nazlı ceylanlar inerdi
yüreğimin umut pınarlarına...
Kırkikindiler yağardı ansızın
gönlümün vahalarına...

Sen hiç bilmedin ama,
bir derdin olduğunu anlardım
gözlerin daldığında...
İçim titrerdi,
düşman kesilirdim seni incitenlere,
hüzün dalgaları vururdu
gönlümün kıyılarına...

Sen hiç bilmedin ama,
seni her düşündüğümde
yıldızlar sevgiyle gülümserdi
ruhumun semalarında...
Keyifle uyanırdı düşlerim
rengarenk şafaklara...


 

 
Ben Diye Ne Varsa Gördügün
benden yazmamı istiyorsun… günlerdir, sana yeniden yazmamı istiyorsun benden… tek kanatlı, solgun düşlerimi, yüzünde kanayan o kutsal ışıkla aydınlatan sonsuzluk meleğim…. sana neyi anlatayım? ruhumu yaktıktan sonra, artık damarlarımda dolaşan sensizliğin etimi yakan acısını mı? o acıyı uyutsun diye sıgındıgım, ama sevgini orada da hep ama hep kaybettiğim soğuk rüyalarımı mı? odamın tavanındaki,yoksulluğumu ve kimsesizliğimi harç yapıp içine doldurduğum o derin, o sonsuz çatlakların altında, sen diye her gece koyununa girdiğim o zamansız ölümlerimi mi?… gözlerinden özgürlüğe akan mavi nehirlerde boğulduğum,canım sevgili, söyle… sana neyi anlatayım? şimdi burda değilsin… ama beni duyuyorsun, biliyorum.kapat gözlerini benim için ve dinle n'olur: bak, yoksun bunun anlamını biliyor musun? yokluğun, yüreğimdeki bu yıldızsız, bu dipsiz karanlık gece… yokluğun, odamın duvarlarına astıgım suretlerine bakarken,gözlerinde unuttuğum dalgın gözlerim…yokluğun, gönül bahçenden kopartıp verdiğin için soldurmayıp,kuruttuğum ve tıpkı sevdam gibi sonsuzluğa mahkum ettiğim bu kırmızı güllerin…sırf kalemini değdirdiğin için atmaya kıyamadıgım bu kağıtlar…her an gözümün önünde sakladıgım mektupların…peçetelere yazdıgın şiirlerin…hediyelerini sardıgın paket kağıtların….sen gidince, hala sen kokuyordur,diye üzerime giydiğim ve derin derin soluduğum giysilerin…. yokluğun, elinin, kokunun, soluğunun değdiği herşeyi dünyanın en değerli hazinesi gibi saklayan, bu yarı deli, bu hayattan kopuk ruhum…kapat gözlerini ve bana bak…. ben diye ne varsa gördügün, işte o senin yokluğun… söyle, sana neyi anlatayım? sabaha karşı çalan telefonumun ucunda, "ne olur bana hayattan daha kötü davran" diye sayıklayan o kırgın,o kendine çarpan sesini mi?yüzünde yara izleriyle gelirdin bana…

 

 
BİR AVUÇ GÜNEŞLE GELSEN KARANLIKLARIMA
Satırlarımı son kez yüreğine eğip sana yazıyorum. Yoksun işte. Cümlelerim bile değişti sensizliğin vurgun saatlerinde. Herşey anlamsız, herşey kapkaranlık.
 Seninle gülümseyen satırlarım bak şimdi yokluğunda karamsarılığa büründü "Hayatımın hiç bir karesinde sevgi olmamıştı. Sevgi zannetmiştim yalanları,
 umut zannetmiştim karanlıkları. Hep severken terkedildim, hep gülümserken acıya yenildim. Belki de sevilmeyi haketmedim ben. Belki de hiçbir zaman
sevginin sofrasında gülüşlerimle nefes alamayacağım."

 Sensizliğin vurduğu dalgaların arasında ılık nefesini bekliyorum. Telefonlarım hala sessiz, yüreğim ise sensiz. Bıraktıgın yerdeyim. Çok mu senden
istediklerim ? Çok mu seni uzaklarda bekleyip bir yudum nefesini beklemelerim çok mu ? Haklısın. Ben sevgiyi hiç haketmedim..Hiçbir zaman da
haketmeyeceğim.

 Şimdi bu yazıyı okuyupta çok karamsarsın deme bana. Sensizlikte çektiğim acıları bilemezsin. Sanma senin yokluğundan kanayan yaralarımın sancı
değil çektiklerim. Dört duvar yalnızlıgı arasında nefes alan yüreğimin çığlıklarıdır hissediklerim. Hani senin düşlerinde gökyüzüne kanatlanmayı
öğretecektin bana ? Hani gözlerimin renginden gökyüzünü " mutluluğa " boyamayı öğretecektin ? Şimdi yalnızlığa demlenmiş yokluğunla başbaşayım.
Sevgiyi haketmeyen yüreğimle sesinden gelecek ılık rüzgarları bekliyorum odamda. Yokluğun kanıyor içimde, yetimliğin ağlıyor gözbebeklerimde....

 

 
ULAŞAMADIGIM ÖZGÜRLÜK
devrik ve imlasız sürüyor su koskaca hayatım...

ölmeyı gercekten ölmeyı düslüyorum...

bu derın yorgunlugumla gözlerımı uykuya kapamak..

okadar güclüsünkı hep kötü düsündügümde varlıgın herseyıme engel oluyor...

bütün gücünle gelki bana seni yasamaya mahkum et benı...

 

<< Geri  [1] 2  3  4  5  6  7  8  İleri >>

 
 

ip adresiniz  

      

Sitemizde 37 kategoride 1124 yazı 77449 defa okunmuştur.   Seda AKARSU 2007

Yazılan yazılardan yazan kişi sorumludur. issizliksigortasi.org yönetimi hiç bir konu ve mesajlardan sorumlu değildir.