Ana sayfa

Favorilerinize ekleyin

Açılış sayfanız yapın

Kapsam

İşsizlik Fonu

İletişim      

Kategoriler
  - ABD (34)
  - Atatürk (33)
  - Askeriye (11)
  - Aşk & Sevgi (107)
  - Avrupa Birliği (4)
  - Demokrasi (17)
  - Eğitim (37)
  - Eğlence (16)
  - Emekli (8)
  - Fıkralar (75)
  - Genel (82)
  - Hikayeler (104)
  - Web Sitenizi Tanıtın (4)
  - İtiraf ediyorum (7)
  - İslam dünyası (30)
  - İşçi (4)
  - İş arayan (7)
  - İş veren (17)
  - Memur (1)
  - Müzik (24)
  - Moda (9)
  - Sanat (12)
  - Sağlık (89)
  - Siyaset (45)
  - Siyasi Partiler (14)
  - Spor (28)
  - Şiir (159)
  - Şikayet Ediyorum (6)
  - Tarih (79)
  - Televizyon (11)
  - Terör (5)
  - Teknoloji dünyası (15)
  - Turizm (5)
  - Tüketici (9)
  - Üretici (5)
  - Yeteneğiniz var mı? (1)
  - İşsizlik Sigortası (2)

Arama
Aranacak keilmeyi giriniz



En Çok Okunan 10
  - demokrasi nedir (5805)
  - Atatürk'ün Vatan Sevgisi Ve Milli Mücadele Anlayışı (1716)
  - 5D Turkguard alarm sistemleri (1549)
  - Hayat Televizyonu (1221)
  - Sanatçı kime denir, kimdir Sanatçı? (941)
  - Fuzuli'nin Hayatı (773)
  - SİTENİZİ TANITIN (772)
  - SAİT FAİK ABASIYANIK hayatı eserleri (734)
  - VİDEO (677)
  - Avrupa Birliğinde 301 endişesi (663)

En Son Eklenen 10
  - İşsizlik Sigortası (156)
  - İşsizlik Sigortası (73)
  - Sana İnat Yaşayacağım Bu Hayatı (50)
  - Aşık Olmadan Önce Düşün (57)
  - Sesli Şiir - Anladım (47)
  - [Video] Matrix Karate (59)
  - of of (62)
  - neden bizi sömürüyorsunuz (57)
  - Annem (61)
  - KANSER İLACI-- İHTİYACI OLAN BİRİ OLABİLİR (63)

Linkler
  - TC Kimlik numaranızı öğrenin
  - TC Vergi numaranızı öğrenin
  - Taşıt verginizi öğrenin
  - Emniyet Hizmetleri
  - Ticaret Bankası
  - Bilgi Deposu
  - Google
  - Herbalizm
  - Bitkisel uzman
  - Doktor herbalist

Günlük Burç
    GÜNLÜK  GAZETELER

 


 
Eğer ülkemizde Din Ve Vicdan Hürriyeti Varsa Ki Vardır

MEHMETÇİĞİM İÇTE VE DIŞTA PKK İLE UĞRAŞIRKEN, LİSEMDE NAMAZ KILAN GENÇLİK ÜZERİNE KURULAN OYUNLARIN ARKASINDA’DA HER ZAMAN

BÖLÜCÜ VATAN HAİNLERİ VARDIR-TÜRK MİLLETİ OLARAK BU OYUNUN FARKINDAYIZ!..

 

Her zamankinden daha çok milli birlik ve beraberliğe muhtaç olduğumuz günleri yaşarken, Sayın genel Kurmay Başkanımızın Irakla ilgili çok önemli tespitlerini izlerken; % 90’ı Müslüman olan bir ülkede namaz kılan yarının Mehmetçikleri ve o Mehmetçikleri yetiştirecek yarının Kara Fatmaları, Nene Hatunları ve Zübeyde anaları olacak kızlarımızın namaz kılarken resimlerini PKK tehlikesinden daha tehlikeli gösteren başta ulusal medya ve tv’leri emekli bir öğretmen olarak vatan haini ilân ediyor ve lânetliyorum.



 

 
CUMHURİYET VE ALEVİLİK
Bugün imreniyle baktığımız ve uygar ülkeler dediğimiz ülkelerin hemen hepsi, 13’üncü asırda büyük bir karanlık içindedir. İnsanların kazıklara oturtulduğu, engizisyon mahkemelerinin kurulduğu, mezhep çatışmalarından dolayı binlerce insanın katledildiği bu çağdaş dediğimiz ülkelerin tam tersine, Anadolu, bir dostluk yurduydu. Çünkü barış vardı, 72 milleti kucaklama vardı; din adına zulmün yapılmadığı, insanın insanca muamele gördüğü bir devir yaşanıyordu.
Ve bu güzelliklerin yaşandığı devre Batı gıpta ile bakıyordu. Bugün bizler Batı’ya nasıl hayranlıkla bakıp o ülkelere gitmek için can atıyorsak, o gün de feodalitenin yaşandığı o dönemde bize, bugün bizim baktığımız gibi bakıyorlardı.
Batı’nın tüm devletleri bir araya gelse bile, Osmanlı’ya kafa tutamayacak güce Osmanlı nasıl sahip olmuştu?
İşte bunu sormak gerekiyor; bunun cevabını bulursak bugünkü sorunlarımıza da doğru teşhis koymuş oluruz.
Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluş döneminde gerek kuraklık ve gerekse Moğol istilalarından bıkmış olan halkın, yeni bir yurt bulmaya zorlanmış olan kavimlerin Anadolu’ya gelerek bu devletin kuruculuğunu üstlendiklerini görürüz.
Kimdir onlar? Horasan Erenleri dediğimiz pirler ve mürşitlerdir.
Önce küçük bir beylik olarak oluşan Osmanlı Devleti o günlerde bir taraftan Bizans’ın zaafa uğraması, diğer taraftan Selçuklu İmparatorluğu’nun son günlerini yaşaması ile büyük bir kargaşanın yaşandığı bir dönemde, Pir-i Türkistan dediğimiz Şah Ahmet Yesevi’nin, Hz. Muhammed ve ilm-i batıni sahibi Hz. İmam Ali’den esinlenerek, o doğru yorumu, yani pınarın başındaki tertemiz berrak sudan su alarak, tüm yaradılmışı Yaradan’dan dolayı seven ve cümle âlemi birlik gören tasavvufi İslam anlayışını, insanı merkeze koyarak, insanı incitenin Tanrı’yı inciteceğine inanan, “Ete kemiğe büründüm, Yunus gibi göründüm” diyen ve insanı Tanrı’nın bir tecellisi sayan, insanı kendisine halifesi eden, insanı gerçek yerine oturtan İslam anlayışıyla ve bu değerlerle yüklü dedelerin ve pirlerin öncülüğünde Osmanlı devleti kuruldu. Bu felsefeyle topluma yön verildi. O kadar ki, bu yeni devlet kurulurken bunun nasıl olacağını ve nasıl yönetileceğini Otman’a (Osman değil) söyleyen ve yön veren, o dönemin büyük düşünürü ve bir Alevi dedesi olan Şeyh Edebali’dir.


 

 
DEMOKRASİ ÜZERİNE YAZILANLAR
Demokrasi üzerine yazılanları okumak için aşağıdaki linki kullanabilirsiniz.

http://www.google.com.tr/search?hl=tr&q=demokrasi+%C3%BCzerine&meta=

 

 
Memokrasi


 

 
Yorgun Demokrasi
cumhurbaşkanlığı seçimi tam bir kargaşaya sürükleniyor yani demokrasi ağır bir imtihandan geçiyor bencede cumhurbaşkanını halk seçmeli çoğunluğun dediği olmalı bütün dünya basını bizi seyrediyor herzaman birtakım oyunlara maruz kalıyoruz bunlara izin vermemeliyiz milletin iradesininaşamayacağı sorun olmamalı teşekkürler türkiyem...

 

 
En Kötü Demokrasi En Iyi Diktatörlükten Iyidir.
"en kötü demokrasi en iyi diktatörlükten iyidir "bu sözü ben söylemedim insanlığın tecrübesi söylüyor.şunu bunu bahane ederek anti demokratik usullerle yönetimi ele geçirmeye çalışanlar bunun iki ucu keskin kılıç olduğunu unutmamalılar.bu günkü  halkı temsil de adaletsizik olduğunu iddia edenler geçmişte bunun kendilerine yarar sağlayacağını düşünüp karşı çıkmamışlardı.ama halkı aptal  yerine koyanlar aldandıklarını er veya geç seçimlerden sonra göreceklerdir.tam demokrat geleceğin halkımızın olması dileğimle                  

 

 
LÜTFEN DEMOKRASİYE SAHİP ÇIKALIM

Türkiye de ekonomide siyasette kadının kafasındaki 1 metre beze endeksli. Malesef bunu ilerici ve aydın diyen insanlar malzeme yapıyorlar. Sanki başındaki bezi çıkarınca kafasının içindekiler değişecek ve onlar gibi düşünmeye başlayacak.

Türkiye çok tuhaf şeyler yaşıyor bi daha olmaz dediğimiz geçti artık o günler dediğimiz günleri birileri bile istiye davet ediyor. Gerekçelerine bakınca okadar komikki. Son 50 yılın en istikrarlı hükümeti en iyi ekonomi. Türkiyeyi baştan aşağı 4 yılda farklı bir ülke yapan bir iktidar partisi demokratik hakları gereği kendi içinden bir cumhurbaşkanı seçmek istiyor.



 

 
Ahmet Hakan

Mitingden sonra Hürriyet Gazatesi yazarı Ahmet Hakan'a köşesinde yazdığı anlamsız yorum ile ilgili gönderdiğim yazı...tabii ki yanıt gelmedi.

Sayın Hakan,

 

Sizi ve gazetesinizi oldukça geniş olan ailem, arkadaşlarım, iş arkadaşlarım olarak protesto ediyoruz. En başta da Ankara İngiliz Edebiyatı mezunları sevgili annem, babam ve arkadaşları protesto ediyorlar, özellikle yazmamı istediler.

 

Miting sonrası yazdığınız yazı için göz yaşları döktük. Biz de ülkenin bir kaos ortamına sürüklenmesini istemeyiz ama zaten bu sürece girdik bile! “Bu alanlar Tuncay Özkan’lara bırakılmayacak kadar hassastır” sözleriniz ise zihinlerimize kazındı.

 

Siz mitingde neler yaptınız?

Susalım, oturalım; ne de olsa demokrasi bir çözüm bulur, değil mi?

Hükümetin kadrolaşma şekli hoşunuza mı gidiyor?

Atatürk resimleri neden teker teker iniyor?

Hiç Ümraniye’de Belediye otoparkına gittiniz mi? Orada çalışan dizlerine kadar uzun sakallı adamlarla konuşmak zorunda kaldınız mı?

Heybeliada’da her gün Kuran Kursuna katılan çocukların sayısından haberdar mısınız?

Neden bu kadar kör olmak zorundasınız?

Ekonomi elden gitmesin diye, laiklik mi gitsin?

 

Gerçekleri neden yazmaktan bu kadar korkuyorsunuz??????????????????

 

Sizi düşüncelerinizle, gazetenizle ve o pek değerli köşenizle başbaşa bırakalım...birşeyler değişince belki siz de hızla kabuk değiştirirsiniz....



 

 
Günaydın..Günaydınlar

Günaydın..Günaydınlar

Ankara’da mahşeri bir kalabalık…
Yer gök inliyor.
“Cumhuriyete Sahip Çık”
Sayın Bahçeli’ye
Sayın Mumcu’ya
Sayın Ağar’a
Sayın Yazıcı’ya
Sözüm yok.
Sözlerim;
Sayın Baykal’a
Sayın Sezer’e
Sayın Perinçek’e
Sayın Soysal’a
Sayın Okuyan’a
Ve Prof. Öztürk’e
Günaydın…
Günaydınlar
Sabah şerifleriniz hayrolsun.
Yeni mi uyandınız…
Daha önce neredeydiniz?
Neredeydik?

“Cumhuriyete Sahip Çık”
İcraat yok, laf çok.
Yok, kıymet-i harbiyesi
Uyu, uyu yat uyu..
Ey cumhuriyetçiler
Hey Atatürkçüler…
Rejimi tehlikede görenler
Üsküdar beş yıl önce geçildi.
Rejim beş yıl önce tehlikeye girdi.

Ey vatanseverim diyenler.
Ey siyasi liderler…
Cumhuriyete sahip mi çıkmak istiyorsunuz!
İşte at, işte meydan
Küçük olsun benim olsun sevdasından vazgeçin
Sağda da solda da bütünleşin.
Parola;
Önce vatan…
Ama
Ne gam…
Ne de olsa
Kalan sağlar bizimdir.


Beş yıl önce süvarinin atı altından alınmıştı.
Sonrası?
Elbirliği at alındı
Tımarlandı
Eyerlendi.
Gemi takıldı
Koşumları tamamlandı
Ve haydi atla denildi.
Pekiii.
O zaman
Aklınız neredeydi?

Tarihler 14 Nisan 2007'yi gösteriyor ve Ankara Tandoğan
Meydanında mahşeri bir kalabalık...
" CUMHURIYET'E SAHIP CIK "
Uzun lafın kısası
Laf ile plav pişseydi, derya kadar yağ bizden olurdu.
Ben yemiyorum…
Yiyen varsa afiyet olsun



 

 
Cumhuriyetimize Sahip Çıkalım

Sayın üyeler ;

Ülkemizin içinde bulunduğu en zor zamanlardan birini yaşadığı şu günlerde, Canımızla  ecdadımızın kanları ile kazandığımız milli mücadele nin sonucunda ilan edilen Cumhuriyetimiz kendini bilmez politika yaptığını zanneden yöneticiler tarafından zorlanmaktadır.
Bu duruma içtenlikle üzüdüğümü belirtirken maalesef bu yetkiyi kendini bilmez politikacılara halkımız verdi bu hazin bir durumdur anlatmak mümkün değildir. biz koyun gibi güdülerek yönetilen bir halk olarak olacaklardan kendimiz sorumluyuz olacakların gerçekleşememesi için Cumhuriyetimze sahip çıkmak adına görüşlerimiz çerçevesinde genel seçimlerde oylarımızı kullanırken bu yöneticilere ders vermemiz gerekmekte olduğunu hatırlatmak isterim, müslüman bir ülkede demokratik ve layik bir Cumhuriyetle yönetilen ülkemizin birlik ve beraberliği için vatandaş olarak haklarımız ve hürriyetmiz için sağlam adımlarla ilelemeyi Atamızın kurduğu CUMHURİYETİMİZE sahip çıkmaya davet ediyorum.

En derin sevgi ve hörmetlerimle

Ne Mutlu Türküm Diyene !!!



 

 
Demokrasi Mücadelesi Güçlerinin Ittifakı Için Bir öneri

Demokrasi mücadelesi güçlerinin ittifakı için bir öneri

 

Türkiye’de siyaset arenası, kendilerini tanımladıkları siyasal çerçeve, izledikleri çizgi, Türkiye’nin başlıca sorunları karşısında aldıkları tutum açısından bakıldığında üç başlıca mihrak üstünden şekillenmektedir.

 

1-) AKP’nin merkezinde olduğu liberal-muhafazakar (dinci) mihrak. DYP bu mihraka yakın duran bir çizgi üstünde hareket etmektedir. ANAP’ı da bu odakla dirsek temasında görebiliriz.

 

2-) CHP-MHP’nin merkezinde olduğu, asker ve sivil kendisini Kemalist olarak tanımlayan çevrelerin de içinde yer aldığı, geleneksel güç odaklarının oluşturduğu milliyetçi-“laik” odak. Sağın ve “sol”un Kızılelmacıları da, bütün sert eleştirilerine karşın, son tahlilde bu odağın etrafında birleşmektedirler.

 

3-) Demokrasi güçleri odağı: DTP’den EMEP’e, ÖDP’den SDP’ye ve çeşitli sol siyasi çevrelere, aydınları, geniş bir ilerici, demokrat (sol ya da sağ bir kökenden gelebilir)  çevreyi, bu odak etrafında görebiliriz.

 



 

 
CUMHURBAŞKANLIGI
LÜTFEN DEMOKRASİYİ ZEDELEMİYELİM YILLARDIR DEMOKRASİ DEDİK CABA SARFETTİK ŞİMDİ SINAV ZAMANI DEMOKRATİK HAKKI KİMİNSE O CUMHURBAŞKANI OLSUN İÇİMİZE SİNDİRELİM HERKEZ DÜŞÜNDÜGÜNÜ AÇIKLASIN AMMA CEVABI SANDIKTA VERSİN DEMOKRASİ SANDIK DEMEKTİR COGUNLUK DEMEKTİR GÜN  SAYIN TAYYİP ERDOGANIN SA SAYGI DUYALIM .

 

 
KAFKASYA’DA YALNIZ KALAN ERMENİLERİN NAFİLE ÇIRPINIŞLARI
Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye arasında Bakü-Tiflis-Ahılkelek-Kars demiryolu projesi için imzalanan protokolden hemen sonra Ermeni lobisi, sözkonusu hattın Ermenistan’a uygulanan ulaşım ambargosunu daha da artıracağı endişesiyle faaliyetlerine hız kazandırdı. Diğer taraftan, Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattının uzun zamandır faaliyette olmasına rağmen, hattı gözden düşürme çabasından da vazgeçmiyor. Gürcistan’a yönelik baskılarını da artıran lobinin bu girişimlerine karşı, Tiflis, hattın çekilmesi ile ilgili işbirliğinin sürdürülmesi yönünde net bir tavır sergiliyor.
Diğer taraftan, Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı ve Bakü-Tiflis-Kars demiryolu projelerinin Ermenistan’ı dışlaması nedeniyle, projeler, Ermenistan’ın yanısıra, Gürcistan’da yaşayan Ermenileri de rahatsız ediyor. Ayrıca, son dönemde gelişme gösteren Azerbaycan-Gürcistan ilişkilerinin de Gürcistan’da yaşayan Ermenilerin Azerbaycanlılara karşı cephe almalarına neden olduğu kaydediliyor.
Gürcistan’daki ayrılıkçı Ermenilerin örgütlendiği Cavaheti Ermenileri’nin Gençler Birliği diasporanın desteğini alarak yaptıkları açıklamalarda, demiryolu inşaatını önlemek için gerekli imkan ve kaynakları olduğunu kaydediyorlar. Son dönemde, Gürcülere ve Azerilere yönelik saldırılarından da hatırlanacak olan Cavaheti Ermenilerinin amacı; Gürcistan’dan koparak Ermenistan’la birleşmek.
Bu nedenle, son günlerde Gürcistan’da Ermenilerin Azerilere yönelik tutumlarında olumsuzluklar gözlendiği, özellikle sınır köylerindeki orman bölgelerinde ciddi sorunlar yaşandığı bildiriliyor. Ermenilerle birlikte yaşadıkları Gürcistan’ın Marneuli bölgesindeki Azeriler, sadece kendilerinin değil, hayvanlarının bile Ermenilerin yaşadığı bölgelere geçemediğini, geçen olduğu taktirde, kötü muameleye maruz kaldıklarını söylüyorlar. Gürcistan-Azerbaycan ilişkilerine zarar vermek amacıyla gerçekleştirildiği iddia edilen bu ve benzeri olayların sık sık yaşandığı kaydediliyor.
Ermeniler, Marneuli’nin yanı sıra, çoğunlukta bulundukları bölgelerde de zaman zaman düzenledikleri gösterilerle Kars-Ahılkelek-Tiflis-Bakü demiryolunun inşasını protesto ediyorlar.
Uluslararası kuruluşların raporlarında da, Gürcistan'ın toprak bütünlüğü için tehdit boyutuna ulaşmamakla beraber, Gürcistan'ın Ermenilerin yoğun olarak yaşadıkları Cavaheti ve Azerilerin yoğun olduğu Borçalı bölgelerinde Ermenilerden kaynaklanan gözle görülür bir gerilim olduğu kaydediliyor.
Kuruluşlar, Gürcistan hükümetine, Ermeni ve Azerilerin yoğun olduğu bölgelerde Ermenilerden kaynaklanması muhtemel çatışmaların önlenmesi tavsiyesinde bulunuyor.
Başta Cavaheti ve Borçalı olmak üzere Ermenilerin yoğun olarak yaşadıkları bölgelerdeki sorunların Gürcistan’ın bağımsızlığını kazanmasından sonra yoğunlaştığı ve gündemden hiç düşmediği biliniyor. Arka planda, Cavaheti bölgesinde özerklik talepleri yatmakla birlikte, Ahıska Türkleri'nin geri dönüş süreci, Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı ve Bakü-Tiflis-Ahılkelek-Kars demiryolu projeleri gibi konularla bağlantılı olarak sorun daha karmaşık bir yapıya bürünüyor. Ermeni örgütleri Ermenistan ve RF’dan aldıkları destekle, Gürcistan’da bağımsızlık sonrası yaşanan sarsıntıları kullanarak, bölgede özerklik elde etmeye çalışıyorlar. Geçmiş yıllardan bugüne kadar Cavaheti bölgesine yönelik iddialarından vazgeçmeyen Ermenistan, Gürcistan’ın Acaristan, Abhazya ve Güney Osetya gibi sorunlarından yararlanarak, bölgedeki milliyetçi oluşumları desteklemeye devam ediyor.
Diplomatik kaynaklar, Gürcistan’da yaşayan Azerilerin, iki ülke ilişkilerinde bir bağlantı noktası olduğunu vurgularken, aynı durumun Ermeniler için sözkonusu olmadığını, sadece kendi çıkarlarını düşünen Ermenilerin bulundukları bölgelerde, hem Azerilere hem de yönetime yönelik sürekli sorun çıkararak, iki hatta üç (Gürcistan, Azerbaycan, Ermenistan) ülke ilişkilerini sıkıntıya sokmayı başardıklarını kaydediyorlar.
Diğer taraftan, bölgedeki Ermeniler üzerinde oynadıkları oyunlarla Gürcistan’ın da toprak bütünlüğü üzerinde açıkça hak iddiasında bulunan Ermenistan’ın mevcut sorunlarla ilgili somut bir adım atmadığı ve Gürcistan’da yaşayan Ermenilerin olumlu adım atmalarını temin etmeye yönelik girişimlerde bulunmadığı sürece, Kafkasya’daki yalnızlığının son bulmayacağı düşünülüyor.
Naciye Saraç

 

 
MOSKOVA’NIN ULVİ AMACI: KAFKASYA’DA İSTİKRARIN SAĞLANMASI
25 Mart 2007’de Moskova’da Rusya Kafkas Halkları Kongresi’nin tesis kurultayı düzenlendi. Kurultay’a Kuzey Kafkasya cumhuriyetlerden temsilcilerin yanı sıra Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan'ın da dahil olduğu 40 Cumhuriyetten yaklaşık 350 temsilci katıldı. Ancak, ne hikmetse, kongreye Balkar sivil organizasyonu Alan ve Dünya Çerkes Birliği gibi Kuzey Kafkasya’daki önde gelen sivil toplum kuruluşlarının liderlerinin davet edilmesi uygun görülmedi.
Kuzey Kafkas halkları ile Rusya’nın diğer halkları arasındaki ilişkileri düzenlemek amacıyla kurulduğu açıklanan Kafkasya Halkları Rus Kongresi’nin Eşbaşkanı Salambek Maigov, toplantıda Rusya’nın Kafkasya’daki zenginliklerin nasıl etkili şekilde kullanılabileceği hususunun görüşüldüğünü açıkladı.
Rusya’da özellikle Kafkas kökenlilere karşı artan şiddet, yasal olmayan uygulamalar ve etnik ayrımcılığa karşı durmak amacıyla kurulduğunu deklare eden Kongre Eşbaşkanı Denga Halidov, kongrenin orta dereceli işletmelerden temin edeceği yardımlarla faaliyetlerini yürüteceğini ve ayrılık sorunlarını güç kullanarak, çözmeye dayanan devlet politikasına alternatif olarak faaliyet göstereceklerini ve özellikle Kafkasyalılara hukuksal destek sağlayacaklarını, diğer taraftan, Rusya’nın siyasal yaşamında aktif olarak rol almak istediklerini söyledi. Faaliyet alanlarının Dağıstan, Çeçenistan, İnguşetya, Kabardey-Balkar gibi özerk Cumhuriyetlerin yanısıra, Kafkas halklarının zarar gördüğü Moskova ve St. Petersburg gibi önemli jeopolitik bölgeler olduğunu kaydetti.
Diğer taraftan, Kafkas diasporasınca asıl amacı Kuzey Kafkasya’dan farklı grupları bir araya getirerek, Rusya’nın çıkarları doğrultusunda yönlendirmek olduğu ifade edilen Kongre’nin kurucularının Rus dili ve kültürünü bilen yüksek öğrenim görmüş şahıslar arasında yer alması da dikkat çekici görülüyor.
Bu kongre, bölgesel bütünleşme amaçlı bütün çalışmaları kontrol altında tutmak isteyen Rusya’nın ilk faaliyeti değil. Ekim 1992’de Pyatigorsk Kuzey Kafkasya Yuvarlak Masası da parlamentolararası bir forum oluşturmak amacıyla kurulmuştu. Ancak, bölgedeki halkın desteğini alamayan bu tür çalışmalar Rusya için beklenen sonucu vermedi.
Rusya’nın yıllardır kontrol almaya çalıştığı Kuzey Kafkasya, Adigey, Çeçenistan, Dağıstan, İnguşetya, Kabardin-Balkar, Karaçay-Çerkez ve Kuzey Osetya Özerk Cumhuriyetlerinden oluşmakta olup, yaklaşık 150.000km2 yüzölçümüne ve 5.6 milyon nüfusa sahip.
Sözkonusu coğrafyanın en temel özelliği, bölgede sayıları 50 ila 80 arasında değişen etnik grubun yaşamasıdır. Nüfusu 5000'den fazla olan etnik grupların sayısının ise 20 olduğu belirtiliyor.

Doğal zenginlikler açısında zengin olmasına karşın, Rusya toprakları içindeki en düşük gelir düzeyine sahip olan Kuzey Kafkasya’nın ülke gelirinden aldığı pay ise % 8'dir. Özerk Cumhuriyetler, ekonomik açıdan tamamen merkeze bağımlı olmaları nedeniyle, bölgede fakirlik sınırında yaşayan insanlar da, etnik ve siyasi sorunların yanı sıra ekonomik sıkıntılarla da mücadele ediyor. Bölgede, merkeze karşı duyulan tepki, bağımsızlık taleplerinin yanı sıra, Özerk Cumhuriyetlerin içinde bulunduğu sosyal sorunlara ve ekonomik problemlere Moskova’nın gereken ilgiyi göstermemesinden kaynaklanıyor.
Kuzey Kafkas Cumhuriyetleri arasındaki ilişkiler de hassas bir zeminde seyrediyor. Özellikle Çeçenistan'da yaşanan çatışmalar nedeniyle, her bir Özerk Cumhuriyet diğerinde çıkabilecek karışıklık ve istikrarsızlığın topraklarına sıçraması ihtimalinden çekiniyor.

SSCB dönemindeki "böl-yönet" uygulamaları ve günümüzde Moskova tarafından yürütülen politikalar sonucunda, aynı etnik üst yapı içinde tanımlanan gruplar, kendilerini farklı etnik kimliğe mensup olarak kabul ediyor, öte yandan kültürel açıdan birbirleriyle yakınlıkları bulunan ancak farklı Cumhuriyetlerde yaşayan etnik gruplar arasında birleşme eğilimleri bulunuyor. Bu eğilimlerin yanı sıra, Cumhuriyetlerde yaşayan etnik gruplar arasında da anlaşmazlık bulunuyor.
Rusya Federasyonu açısından stratejik konuma sahip olan bölgenin önemini belirleyen faktörler arasında, bölgenin Avrupa ve Orta Asya arasında bir geçiş noktası oluşturması, açık denizlerle Rusya'nın bağlantısını sağlayacak şekilde üç önemli denize (Karadeniz, Hazar denizi ve Azak iç denizi) çıkış noktası teşkil etmesi, Hazar havzası kaynaklarının Novorossisk üzerinden batı pazarlarına aktarılması açısından geçiş güzergahında bulunması, halihazırda RF'nın toprak bütünlüğünü tehdit eden en ciddi sorunun (Çeçenistan) bu bölgede yaşanması, Azerbaycan ve Gürcistan gibi batı yanlısı politikalar izleyen iki eski Sovyet Cumhuriyeti’ne komşu olması yer alabilir.
Moskova, ülkenin bütünlüğü açısından Kuzey Kafkasya bölgesini ciddi bir tehdit olarak algılıyor. Yerel sorunların artık kontrolden çıktığı ve halklararası husumetin, federal hükümetin otoritesini temelinden sarstığı ve isyan için zemin hazırladığı kaygısını taşıyor. Çözüme kavuşturulmamış sosyo-ekonomik ve siyasi sorunların, kritik bir noktaya ulaştığı ve bu olayların sonuçlarının sosyal, etnik ve dini ayrılıklar şeklinde kontrol edilemez şekilde gelişmesine sebep olmasından korkuluyor.
Bu faktörlerden hareketle Moskova’nın Kuzey Kafkasya'ya yönelik politikasının temel hedeflerinin: Kuzey Kafkasya'da istikrarın bozulmaması, bölgedeki Özerk Cumhuriyetlerin RF'nun üniter yapısı içinde kalması, merkezi yönetime karşı oluşabilecek ayrılıkçı hareketlerin önlenmesi olduğu kaydediliyor.
Bu kapsamda, RF, halkları bir çatı altında toplamak, diğer taraftan, muhalif gördüklerini de safdışı etmek suretiyle Kuzey Kafkasya’yı kontrolü altına almak istiyor. Rusya Federasyonu’nda genel seçimler yaklaşırken Kuzey Kafkasya’dan farklı grupları bir araya getirmek amacıyla bir Kongre düzenlenmesi dikkat çekici görülüyor. Yeni oluşturulan kongrenin Kafkas halklarının haklarına hizmet edip etmeyeceği ise belirsizliğini koruyor.
Diğer taraftan, Kafkas diasporası, Kafkasya’daki sıkıntılar ve gerilimlerin önümüzde dönemde de devam edeceği, Kafkasya’daki sorunları da çözecek olanların ancak bölge halkı olacağı görüşünde. Bölgedeki anlaşmazlıklara, bütün halkları tatmin edecek şekilde ortak çözümlerin bulunması da yukarıdan gelen dayatmalarla değil, Kafkas halkları tarafından doğru politikaların belirlenmesi ve uygulanması ile mümkün olabileceği düşünülüyor. Bu aşamada gerekli olanın, bazı çıkar çevrelerinin iddiaları temeline dayanmayan çözüm politikaları üretilmesi ve üyeler arasındaki bütün anlaşmazlıkları çözüme bağlayacak bir bölgesel forumun oluşturulabilmesi veya varolan oluşumların aktif hale getirilebilmesi olduğu değerlendiriliyor.
Naciye Saraç

 

 
GAGAVUZ YERİ’NE YÖNELİK YUNAN OYUNLARI BİTMİYOR
Türk asıllı Hıristiyan Ortodoks Gagavuz Türkleri'nin din ayrımını kullanmak isteyen Yunanistan, Balkanlarda Ortodoks ekseni oluşturmak amacıyla son dönemde Gagavuzları kendi propagandaları doğrultusunda yönlendirmek için çabalarını artırdı.
Yunanistan, Moldova'daki Gagavuzlara yönelik yürütülen çeşitli projelerde Gagavuz Türkleri'ni de azınlık olarak kabul ettirmek için çeşitli çalışmalarda bulunuyor. Yunanistan tarafından Moldova'daki Gagavuzlara yönelik yürütülen projelerde, Gagavuzlara maddi yardım temin edilmesi ve eğitim programlarıyla Yunanca öğretilmesi, Gagavuzlarda gerçek ve objektif tarih bilincinin gelişmesi için katkıda bulunulması, Yunanistan'a müteakip defalar getirtilecek olan bu kesimin Yunan devletine sempati beslemelerini temin etmek üzere sosyal içerikli çeşitli çalışmaların ve programların yapılması amaçlanıyor. Gagavuz Yeri’nde (olmayan) Hellenizmi ortaya çıkarmak için çaba gösteriliyor.
Yunanistan'ın Gagavuzlara yönelik faaliyetlerinde din, bir meşruiyet aracı olarak kullanılıyor ve bu unsur, maddi kaynakla desteklenmek suretiyle daha çekici hale getirilmek isteniyor. Ayrıca, Selanik yakınlarında bulunan ve nüfusunun büyük ölçüde Gagavuz asıllı Yunanlılardan oluştuğu bildirilen Orestiada kasabası, Yunanistan'ın Gagavuzlara dönük faaliyetlerinde önemli bir rol oynuyor. Gagavuz gençleri özellikle yaz aylarında gruplar halinde Yunanistan'da misafir edilerek, Yunanistan'daki soydaşlarla biraraya getiriliyor. Bu meyanda Yunanistan'daki Gagavuz asıllı nüfusun varlığı, Gagavuzların soyunun Bizans İmparatorluğu’na dayandığı iddialarına gerekçe olarak kullanılmaya çalışılıyor.
Bu kapsamda, Yunanistan’da yayınlanan sağ eğilimli Eleftheros Tipos gazetesinde Eylül 2006’da yayınlanan Gagavuzlara ilişkin yazıda, Moldova'da yaşayan Gagavuz Türkleri'nin Yunan asıllı oldukları, Türk lehçesiyle konuşmalarına karşın, Yunanlılar gibi Ortodoks inancına sahip oldukları, Bizans kültürüyle olan tarihi bağlarını koparmadıkları ileri sürülüyor.


 

<< Geri  [1] 2  İleri >>

 
 

ip adresiniz  

      

Sitemizde 37 kategoride 1124 yazı 77377 defa okunmuştur.   Seda AKARSU 2007

Yazılan yazılardan yazan kişi sorumludur. issizliksigortasi.org yönetimi hiç bir konu ve mesajlardan sorumlu değildir.